Tarihte bilinmeyen salgınlar geçmiş yıllarda yaşadığımız pandemiden sonra merak edilen konulardan biri haline geldi. Aslında tarih denildiğinde aklımıza genellikle büyük savaşlar, kralların görkemli zaferleri ya da dünyayı sarsan devrimler gelir. Oysa insanlık tarihinin akışını değiştiren, en az bu olaylar kadar etkili bir başka güç daha vardır: Görünmez düşmanlar. Çoğumuz Veba veya İspanyol Gribi’ni duymuşuzdur elbet fakat tarihte bilinmeyen salgınlar listesi sandığımızdan çok daha uzundur. Bazen koca medeniyetlerin sonunu hazırlamıştır bu gizemli hastalıklar. Bugün, tozlu rafların arasında unutulmuş, okullarda pek anlatılmayan o büyük felaketlere yakından bakacağız.
Cocoliztli Salgını
Meksika topraklarında Aztek imparatorluğu sadece İspanyol fatihlerin keskin kılıçlarıyla sarsılmadı, aynı zamanda tanımlanamayan korkunç bir hastalıkla boğuştu. Tarihte bilinmeyen salgınlar arasında belki de en ölümcül olanlarından biri “Cocoliztli” idi kuşkusuz. Yerli dilinde “haşere” veya “hastalık” anlamına gelen bu bela, yüksek ateş ve şiddetli kanamalarla seyrediyordu.
Bu olay, tarihte bilinmeyen gerçekler kategorisinde değerlendirilir çünkü modern bilim insanları hala bu hastalığın tam olarak ne olduğunu tartışmaktadır. Yapılan son genetik çalışmalar, bunun bir çeşit Salmonella suşu olabileceğini gösterse de, kısa sürede milyonlarca insanı yok etmesi onu tarihin en karanlık sayfalarından biri yapar. Tarihte bilinmeyen salgınlar listesinin bu ilk maddesi, aslında bir toplumun nasıl tamamen savunmasız kalabileceğini bize hatırlatıyor. Öylesine bir yıkımdı ki bu, Aztek nüfusunun neredeyse %80’ini yok etti geçti.

Dans Vebası
1518 yılında Strazburg sokaklarında başlayan bir olay, kulağa ilk başta komik bir şehir efsanesi gibi gelse de aslında trajediyle sonuçlanan bir toplumsal histeriydi. Bir kadının sokakta aniden dans etmeye başlamasıyla yayılan bu durum, kısa sürede yüzlerce kişiye ulaştı. İnsanlar duramıyor, uyuyamıyor ve bitkinlikten ölene dek dans ediyorlardı sokak ortasında.
Bu vaka, tarihte bilinmeyen ilginç bilgiler arasında sıkça zikredilir. Dönemin doktorları bunu “sıcak kan” hastalığı olarak nitelendirse de, günümüzde bunun ergotizm (çavdar mahmuzundan kaynaklanan bir zehirlenme) veya kitlesel psikolojik bir rahatsızlık olduğu düşünülüyor. Tarihte bilinmeyen salgınlar dendiğinde fiziksel olduğu kadar zihinsel etkileri olan bu tür garip vakaları da asla unutmamak gerekir. Tarihte salgınlar sadece virüslerle değil, bazen açıklanamayan toplumsal davranışlarla da şekillenmiştir
İngiliz Terleme Hastalığı (Sweating Sickness)
Tudor döneminde İngiltere’yi ve Avrupa’nın bir kısmını kasıp kavuran “Sweating Sickness”, tıp dünyasını bugün bile şaşırtmaya devam ediyor. Bu hastalık o kadar hızlı öldürüyordu ki, sabah sağlıklı uyanan bir kişi öğleden sonra hayatını kaybedebiliyordu aniden. Bu hastalığın önemli özellikleri baş dönmesi, şiddetli titreme ve ardından gelen yoğun bir terlemeydi.
Bu hastalık, tarihte bulaşıcı hastalık salgınları içinde en gizemli olanıdır çünkü beş büyük dalga halinde gelmiş ve ardından 1551 yılında aniden ortadan kaybolmuştur. Modern virologlar bunun bir Hantavirüs olabileceğini düşünse de kesin bir kanıt yoktur elimizde. Tarihte bilinmeyen salgınlar arasında yer alan bu fenomen, tarihin tozlu sayfalarında bir sır olarak kalmaya hala devam ediyor
Atina Vebası
MÖ 430 yılında, Peloponez Savaşı sırasında Atina’yı vuran salgın, sadece binlerce insanı öldürmekle kalmadı, aynı zamanda antik dünyanın en güçlü şehir devletlerinden birinin altın çağını bitirdi. Bu hastalık, tarihte büyük salgınlar denildiğinde akla gelen ilk büyük felaketlerden biridir aslında. Tifo, çiçek veya kızamık olduğu yönünde teoriler olsa da Atina’nın o dönemdeki sosyal yapısını yerle bir etmiştir bu afet.
Tarihçi Thucydides’in kayıtlarına göre, insanlar o kadar çaresiz kalmıştı ki yasalar ve dini inançlar tamamen terk edilmişti bir kenara.Tarihte bilinmeyen salgınlar sadece biyolojik bir yıkım değil, aynı zamanda ahlaki ve hukuki bir çöküşü de beraberinde getirebilir. Bu olay, tarihte bilinmeyenler hakkında bize çok önemli bir ders verir: Bazen bir virüs, bir ordudan daha yıkıcı olabilir

Antoninus Salgını
Roma İmparatorluğu’nun en güçlü olduğu dönemlerden birinde, doğudan dönen askerlerin getirdiği bir hastalık imparatorluğun nüfusunun %10’unu ansızın yok etti. Tarihte salgın hastalıklar üzerine yapılan araştırmalar, bu salgının muhtemelen çiçek hastalığının ilk büyük küresel dalgası olduğunu gösteriyor bizlere.
Günde yaklaşık 2.000 kişinin öldüğü Roma sokaklarında hayat durma noktasına gelmişti o vakitler. İmparator Marcus Aurelius bile bu salgının etkilerine bizzat tanıklık etmiş ve muhtemelen bu hastalıktan dolayı hayata veda etmiştir. Tarihte bilinmeyen salgınlar listemizin bu beşinci üyesi, Roma’nın askeri ve ekonomik gücünün zayıflamasındaki en büyük etkenlerden biridir.
İlginizi Çekebilir: Blues Müzik Nedir? Hikâyesi, Kökenleri ve Bilinmeyen Yönleriyle Blues
Justinianus Vebası
Genellikle Kara Ölüm (1347) çok daha bilinir olsa da, MS 541 yılında başlayan Justinianus Vebası aslında veba bakterisinin (Yersinia pestis) bilinen ilk büyük pandemisidir. Konstantinopolis nüfusunun neredeyse yarısını yok eden bu felaket, tarihte bilinmeyen salgınlar içerisinde belki de en çok insanı etkileyenlerden biridir.
Salgın o kadar şiddetliydi ki, mezarlar yetersiz kalmış, cesetler denize dökülmüş veya surların içindeki kulelere doldurulmuştur çaresizlikten. Bu olay, tarihte bilinmeyen olaylar kapsamında incelendiğinde Bizans’ın Akdeniz’i yeniden birleştirme hayallerini nasıl suya düşürdüğünü net bir şekilde gösterir. Eğer bu salgın olmasaydı, muhtemelen bugün Avrupa ve Orta Doğu haritası çok daha farklı olabilirdi.
Hong Kong Gribi (1968)
Çok uzak tarihlere gitmemize gerek yok aslında. 1968 yılında ortaya çıkan ve dünya geneline yayılan Hong Kong Gribi, yaklaşık 1 milyon insanın ölümüne neden oldu. Modern çağda yaşandığı halde günümüzde 1918 gribi kadar hatırlanmaz ne yazık ki. Tarihte bilinmeyen salgınlar kategorisine girmesinin sebebi, modern tıp ve antibiyotiklerin varlığına rağmen bu kadar hızlı yayılmasıdır toplumda.
H3N2 virüsünün neden olduğu bu salgın, insanlığa küreselleşen dünyada bir hastalığın ne kadar hızlı seyahat edebileceğini gösteren acı bir deneyim olmuştur. Günümüzdeki pandemi yönetimi stratejilerinin birçoğu aslında bu ve benzeri yakın dönem salgınlarından alınan derslerle şekillenmiştir dersek yanlış olmaz.
İlginizi Çekebilir: Psikolojik Esneklik Nedir? Zorluklarla Başa Çıkma Yeteneği
Geçmişin İzinde Geleceği Korumak
Tarih sadece başarılarla dolu bir kahramanlık öyküsü değildir hiçbir zaman. Tarihte bilinmeyen salgınlar bize insanlığın doğa karşısındaki kırılganlığını her zaman hatırlatmıştır. Bu felaketler; mimariden sanata, ekonomiden dine kadar hayatın her alanını kökten değiştirmiştir. Bugün bizler modern tıp sayesinde daha güvende olsak da, geçmişteki bu gizemli olayları bilmek, yarının olası tehlikelerine karşı bizi daha bilinçli kılacaktır.
İnsanlık, bu görünmez düşmanlarla binbir türlü yollarla savaşarak bugünkü medeniyet seviyesine ulaştı. Kim bilir, belki de hala keşfedilmeyi bekleyen ve tarihin tozlu sayfalarında gizlenen daha nice tarihte bilinmeyen salgınlar vardır. Önemli olan, bu olaylardan ders çıkararak bilimi ve dayanışmayı elden bırakmamaktır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
En son çıkan virüsün adı ne?
Dünya genelinde bilinen ve büyük bir pandemiye yol açan en son majör virüs SARS-CoV-2’dir (COVID-19). Ancak her yıl çeşitli bölgelerde kuş gribi veya Ebola gibi virüslerin yeni suşları tespit edilmeye devam etmektedir.
Kara ölüm olarak bilinen salgın hastalık nedir?
Kara Ölüm, 1347-1351 yılları arasında Avrupa’da milyonlarca insanın ölümüne neden olan ve “Yersinia pestis” bakterisinin yol açtığı veba salgınıdır.
5 hastalık Virüsü Nedir?
Halk arasında “beşinci hastalık” olarak bilinen durum, Parvovirüs B19 adı verilen bir virüsten kaynaklanır. Genellikle çocuklarda yanaklarda kızarıklıkla kendini gösteren döküntülü bir hastalıktır bu.
Veba Türkiye’de görüldü mü?
Evet, özellikle Osmanlı İmparatorluğu döneminde İstanbul ve diğer büyük şehirlerde birçok kez büyük veba salgınları yaşanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti döneminde ise alınan sıkı önlemlerle bu hastalık kontrol altına alınmıştır.
Veba salgını ilk nerede oldu?
Tarihsel kayıtlara ve genetik analizlere göre, bilim dünyasında vebanın kökeninin Orta Asya olduğu ve ticaret yolları (İpek Yolu) aracılığıyla önce Kırım’a, oradan da Avrupa’ya taşındığı düşünülmektedirdir.
Bizi sosyal medyadan takip etmeyi unutmayın!
Tiktok: Bilgatotiktokta
Instagram: Bilgatocom
Facebook: Bilgato
Twitter (X): BilgatoX



Yorum Yap :)